Anasayfa

KÜLTÜR YAPISI

 

GELENEK VE GÖRENEKLER

1- YAYLA GÖÇÜMÜ :

Yayla göçümü, Çiftçi Malları Koruma tarafından hafta sonuna denk gelecek şekilde belirlenir. Bu güne kadar yaylacılar hazırlıklarını yaparlar. Bu hazırlıklardan en önemlileri şunlardır.:

a) KAVUT: Buğday, nohut, kavun çekirdeği, çöğre (menengiç-çedene) bir tavada kavrulur. Değirmede öğütülür. Katkısına göre değer verilir. Şeker veya pekmezle karıştırılıp yenilir.

b) PİŞİ (YAĞLI EKMEK), Külçe (Nohut unundan yapılan kalın ekmektir) yapılır.

Yaylada kullanılacak olan sergiler, (Yatak, yorgan kilim, keçe, çul) kazanlar, tencereler, tufran (yayık aracı) yiyecek içecekler hazırlanır.

Yayla göçüm sabahı erkenden, erkekler yaylaya götürülecek olan hayvanları önlerine katarlar ve dağdan yalaya indirirler. Önceleri yeni gelinler atlara, gelin duvakları ile beraber bindirilir ve yaylaya götürülürdü. Yaylalara varılınca meydana ateşler yakılır, şenlik eşliğinde oyunlar oynanır, koyunlar kuzular otlaklara salınır,yemekler yenilir.

2- DÜĞÜN :

                SÖZ KESİMİ: Oğlanın Anası oğluna uygun kızı çevreden araştırır. Uygun birisini bulduğu zaman, kızın huyunu komşulardan soruşturur. Eğer olumlu cevap alırsa kız tarafının bu işe bakışını öğrenmek için yakın akrabalar gönderilir. Şayet gönülleri varsa oğlanın babası sözü geçen kişilerle kız istemeye giderler.

                Beraberlerinde götürülen kişiler niyetlerini belirterek hayırlı bir iş için buraya geldik, Allah’ın emri Peygamberin kavli ile kızını oğlumuza istiyoruz” derler. Kız tarafı usulden bize biraz mühlet verin, eşimize, dostumuza, dayısına, amcasına, kardeşlerine bir soralım size cevap veririz derler.

                Kız isteme ikinci, üçüncü hafta hatta daha fazla gelip gitmeyle sonuçlanır. (kız evi nazlanır) kız tarafı kabul ederse, söz kesimi için gün verir.

                SÖZLÜLÜK ZAMANI : Kızla oğlan arasında söz kesmek yemin gibidir. Söz kestikten sonra çevreye duyurulur.

                Sözlülük döneminde iki aile arasında samimiyet artarak gelip gitmeler sıklaşır. Bundan sonra dünür oluyoruz diye acı ve tatlı günlerini beraberce paylaşırlar. (Önceleri görücü usulde, sözlü kız ve erkek birbirlerinden kaçarlardı.)

                Kızın çeyizlerinde evde kullanılabilecek, mutfak eşyasından yatak odasına kadar ailenin maddi durumuna göre eşyalar alınır. Kızın el işi çeyizlerinden en yaygınları, kanaviçe işlemeler, etamin işlemeler, oyalar, boncuklu yazmalar (eşarp) yastık örtüleri, karyola, buzdolabı, masa örtüleri işlemesidir.

                Sözlülük dönemi içerisinde yapılan başka bir düğünde oğlan evi kızı oyuna davet eder ve başına oyalı, boncuklu yazma atarlar. Sayısı kıza verilen değeri simgelemesi açısından önemlidir. Söz kesiminden sonra oğlan ve kız evi’nin ileri gelenleri bir araya gelerek kıza takılacak takıları (altın, gümüş, kolye, saat, yüzük, bilezik ve zincir) konuşur ve miktarını belirlerler. Bir gün karlaştırırlar ve beraberce uygun bir ticari yere giderler. Önce takılar alınır sonra gelinlik kızın giysileri alınır. Yakınlarına akrabalık derecesine göre gömlek, iç çamaşırı, çorap, havlu, alınır ve bunlar dürü olarak konulur.

                Akraba ve hısımların düğüne daveti, okuyunculuk ismiyle belirlenen bu hediyelik eşyalarla yapılır. Bu okuyunculukları alan akraba ve hısımlar durumlarına göre yeni evlenecek çiftlere katkıda bulunmak üzere hediyeler alırlar. Bazı uyanık aileler ihtiyaçlarını açık açık söylerler (Bizim ihtiyacımız bir buzdolabıdır veya kanapedir derler.)

                DÜĞÜN HAZIRLIKLARI :  Ailelerin ileri gelenleri bir araya gelerek düğün gününün tarihini belirlerler. Düğünün Salı, sözlü veya Mevlit’lemi yapılacağını kararlaştırılır. Sonuçta kız evinin isteği şekilde düğün yapılır. Düğünler genellikle hafta sonları yapılır. Oğlan evinin bilinmesi için oğlan evine TÜRK BAYRAĞI dikilir.

                Eğere düğün sazlı sözlü yapılacaksa, Cumartesi öğleden sonra çalgı ekibi (davullu, zulnalı ) önde olmak üzere ev ev dolarak dolaşarak hem düğüne hem de düğünde yakılacak odunları toparlarlar. Ev sahibi olsun olmasın her evden odun alınır. O an evde bulunamıyacak olanlar odunlarını evinin önüne bırakırlar. Oğlan evi vereceği yemeğin sinilerini bir gün önceden komşulardan toparlar.

                Düğün gününden önce düğün pilavıyla yenilecek olan yufka ıslatılır.

                YUFKA: Düğünden önce oğlan evi yufka açılacak günü duyurur. Bu gün bütün komşular evlerinden bir tabağa, kileye un basarlar. Unun üzerine yeşil bir ağaç dalı dikerler. Yufka (oğlan) evine getiriler, unları hamur teknelerine dökerler. Kadınlar işbirliği içerisinde hamuru yoğururlar, beze düzerler, yufkayı açarlar ve pişirirler.

                Düğün pilavının üzerine dökülecek olan etleri Cumartesi günü hazırlanması gerektiğinden, kesilecek Koyun, keçi ve dana etlerini kıyarak dinlenmeye alınır.

                Akşam yemekten sonra çalgı ekibi, oğlan evi tarafını toparlayarak kız evine kına yakmak üzere gidilir. Kız evinde erkekler ve kadınlar ayrı ayrı kına gecesini yaparlar. Erekler kına gecesinde Düğün (çağlı) ekibini dinlerler. Düğün ekibinin köçekleri kaşıklarla oynarlar. Davetleliler bu oyuna katılabilir. İsteği olan düğün ekibinden istekte bulunur ve isteği müzikler ekip tarafından çalınır.

                Erkekler evin önünde kına gecesi için çalıp oynarken, Kız evinde kınalar hazırlanır. Kadınlar tef eşliğinde kendilerince çalıp oynarlar. Kızın kınası yakılır, bu kınadan damada da ayrılır ve sonra  ayna gece damada da kına yakılır. Kına gecesi evlenecek gençlere verilmek üzere kız evinden eşya çalmak adettendir.

                Pazar sabahı erkenden davulcu oğlan evinin damına çıkarak  davul çalmaya başlar. Davulun sesini duyan kadınlar evlerinden tabaklara bulgurları doldururlar ve düğün evine getirip çuvallara doldururlar. Bu arada pilav kazanları kurulur sular kaynatılır, etler pişirilir. Yağ eritilir. Kazanlara pilav salınarak nohutlu düğün pilavı pişirilir. Halk toplanarak sinilerle getirilen etli düğün pilavını yufka ekmekle yerler. Aşçının görevi düğüne katılanların sayısına göre eti ve pilavı iyi ayarlayıp dağıtmaktır. Bu pilavdan isteyenler evlerine de götürebilir.

                Cuma günü resmi nikahı kıyılan damat adayı Pazar günü öğle namazına sağdıçla beraber gider. Namazdan sonra imam damadın boynuna al dolar. Camide damadın ayakkabısını çalmak adetten olduğundan sağdıca büyük iş düşer. İkindiye doğru oğlan evi, gelin almak üzere konvoyla kız evine gider. Çağlı ekibi kız evinin önünde çalıp oynar Bu sırada kız evinin hazırladığı çeyizler yüklenir. Gelinin evden çıkma zamanı gelince gelinin sağdıcı gelini odaya kilitler ve pazarlığa başlar. Sonuçta gelinin sağdıcı kapı parası adında bir miktar parayı alır ve kapıyı açar. Gelin arabaya bindirilir ve konvoy halinde ilçe dolaşılır, gençler gelin arabasının önünü keserek bahşiş alırlar.

                Oğlan evine gelen gelin arabadan inmez. Ayakbastı hediyesi ister. Bu hediye inek, keçi koyundur. (son zamanlarda Altın takı da verilmeye başlanmıştır.) Oğlan evi tarafından gösterilen bu hediyeler geline verilmek üzere enlenir (işaretlenir) Oğlan evine gelen kızın akrabalarını karalamak (boya sürmek) adettir.

                Gelin arabadan iner, damda elinde bir tabak ve içerisinde şeker ve madeni para ile bekleyen damat, bunları gelinin üzerine ve düğüne iştirak edenlerin üzerine atar. Damad damdan iner ve gelinin koluna girer. Kapı önünde  gelinin eline bir toprak testi verilir. İçi Su ile dolu testiyi hızla merdivene vurur. Eğer bu testi kırılmazsa gelini beceriksiz olarak yorumlarlar. Bu arada damat ve gelin birbirlerinin ayağına basmaya çalışırlar. Hangisi önce ayağını diğerinin ayağına basarda evde onun sözü geçeceği düşünülür. Damad gelini odasına götürür ve evden ayrılır. Damat yakınları ile birlikte kız evine gider, kayınbaba ve kaynasının elini öper, pişirilen yağda yumurta ve yemeklerden yer. Yatsı namazından sonra damat arkadaşlarıyla eve gelir. Damadı odasına katmak için Hoca dua yapar. Damadın arkadaşları duadan sonra damadın sırtına yumruk vurmaya çalışırlar. Geline damat yüz görümlüğü için altın takı takar. Kız evinden gelen yiyecekler orada bulunanlara ikram edilir.

                Pazartesi sabahı GELİN YANI denilen tören kadınlar arasında yapılır. Burada özellikle kız evi tarafı kadınlar toparlanırlar gelini oynatırlar ve gelinin odasını gezerler. Amaç gelinin yaptığı el işlemeli çeyizlerini görmektir. Bu gezme işinden sonra bulgur pilavı yenir

                3- DOĞUM :

                Doğan bir bebeğe öncelikle kız olursa oğlanın anasının ismi, erkekse babasın ismi konulur. Kulağına ezan okunur. Doğumu duyan eş dost çoçuğa hediye getirir. Bu hediyeler, para altın, veya giyecek türündendir. Çoçuğun ilk dişi çıktığında yöresel adıyla DİŞ BULGURU pişirilir. Bu bulgura eş dosta icabet eder ve hediyeler getirilir.

                4- ASKER UĞURLAMA :

                Askerlik çağı gelen aynı tertip gençler toplu olarak yoklamalarını yaptırmak üzere askerlik şubesine davul eşliğinde giderler. Askere gitme zamanı yaklaştıkça topluca eğlenceler düzenlenir. Askere gitmeden önce dost ve akrabalar ziyaret edilir. Son günün akşamı akrabalar eve gelerek askere gidecek gence para verirler. Sabahında ilçe meydanında toplanılarak arabalar Türk Bayraklarıyla donatılır. Davul eşliğinde ilçe dolaşılır. İlçe meydanında dualarla gençler askere uğurlanır. Uğurlama sırasında gençler oradaki akraba veya tanıdıklarının ellerini öperler. Onlarda durumlarına göre ceplerine para koyarlar.

5- YEMEKLER :

DÜĞÜN PİLAVI: Yöreye özgü bu pilav büyük kazanlarda pişirilir. Su kazanda iyice kaynatılır. Bu suya yeterice tuz konulur. Su kaynadıktan sonra güzelce ayıklanmış olan bulgur kazana dökülür. Bulgurla beraber, daha önce pişirilen nohuttan ilave edilir. Kıvamınca pişince, kazanlar ateşten çekilir sinilere kepçelerce konulur ve üzerine et, etsuyu  ve yağ ilave edilerek servis yapılır.

SAÇ BÖREĞİ (KEŞLİ EKMEK) : Un, su ve biraz tuz katılarak hamur yoğrulur, yufka incece açılır. Yarısına kadar istenen malzemede (çökelek-keş-peynir-yeşil soğan, maydanoz, nane) konur, diğer yarısı üzerine kapatılır ve kenarları da yapıştırılıp saç üzerinde pişirilir. Üzerine yağ sürülüp yufka ekmekle dürüm yapılarak yenilir.

KEŞKEK (BUĞDAY AŞI): Buğday, içi çukur dibek taşında ağaç tokmakla kabuğu ayrılıncaya dek dövülür. Kurutulup kabuğu savrulup ayrılır.Kazan veya büyük tencereler de su ile kaynatılır. Belirli kıvama gelince ateşten indirilir. Üzerine tereyağı dökülerek yenildiği gibi içerisine ayran ve sarımsak konularak yöresel adı Gölle olarak yenir.

SU BÖREĞİ: Yufka açılarak kaynar suda haşlanır. Dibi yağlı bir tepsinin içine serilir. Her üç dört yufkanın arasına peynir yada kavrulmuş kıyma konulur. En üstüne yağ sürülerek fırında pişirilir. Üzerinin kızarmasına itina edilir. Soğuduktan sonra baklava dilimi gibi kesilerek yenilir. Bayramların ve çok özel günlerin vazgeçilmez yemeğidir.

KÖPÜK HELVA: Malzemeleri: Çöğen otunun kökü, toz şeker, limon tuzu,. Hazırlanışı: Çöğen otunun kökü iyice yıkandıktan sonra parmak büyüklüğünde kıyılarak kaynatılır. Daha sonra kökler süzülür. Büyük bir Dığanda şeker kaynatılarak mat hale getirilir. Bu matı kestirmek için içine limon tuzu eklenir. Bu mat çöğen köpüğü ile karıştırılır. Helva kıvamını aldıktan sonra Servis yapılır.

ARABAŞI: Önce çorbası hazırlanır. Çorba önce yağ içerisinde soğan salçayla birlikte kavrulur. Su ve belirli ölçüde un ilave edilir. Güzelce kaynatılır. Daha sonra özellikle av etinden (tavşan) et ilave edilir. Etler küçük parçalara ayrılır. Yöresel olarak yabani Erik kurutulmasında ilave edilir. Bu çorbanın çok acılı ve sıcak olmasına önem verilir. Bu yemek kış aylarında (özellikle soğuk karlı günlerde) Çorba hazırlandıktan sonra hamurunun hazırlanması başlar. Büyük bir tencereye su konulur ve hemen un ilave edilir. Un ilave edilirken sürekli oklava-tahta kaşıkla karıştırılır. Bu karıştırma hamurdan kabarcıklar çıkıncaya kadar devam eder. Sonra hamur ateşten indirilir. Tepsi yada sinilere dökülür ve soğuması beklenir. Sinideki soğumuş hamurun ortası çorba kaşesinin yerleşeceği kadar yuvarlakça açılır.  Buraya Çorba kasesi yerleştirilir. Çok sıcak olan çorbanın metal kaşıklarla yenmesi iyi olmadığından özel tahta kaşıklar tercih edilir. Önce hamurdan  bir parça kaşıkla alınır çorbaya daldırılır. Böylece yenilir. Eğer kaşıktaki hamur çorba tasına düşürülürse bundan sonraki arabasını o kişi (ceza olarak ikram eder) çeker.

6- OYUNLARIMIZ :

                GÖMMELİ MET : Çelik çomak oyununun cezalı olanıdır.Oyuncular bir daire şeklinde dizilir. Ebe dairenin ortasında çeliği (Met’i) oyunculara atar. Oyuncular karşıdan gelen çeliğe çomağı vurarak en uzak mesafeye atmaya çalışır. Uzaklaşan çeliği ebe getirir. Ebe çeliği getirinceye kadar onun yeri kazılır. Oyun şu şekilde uzun süre oynanır. Daha önce belirlenen süresi tamamlanınca herkesin yeri ölçülür. En derin kimin yeri kazılmışsa, cezalanan kişi her türlü malzeme kullanılarak dizlerine kadar gömülür.

                TEK KEBEK OYUNU :Özelliği yaz günlerinde ve alaca karanlıkta oynanan bir oyundur. Belirli bir grup oluşturulur. Bu gruplar eşit sayıda vede denk güçte olmasına dikkat edilir. Grubun biri ebe olarak seçilir. Ebe grup yerinde belirli bir süre beklerken diğer grup oradan uzaklaşır. Ebe grup uzaklaşanlardan bir tanesini yakalamaya çalışır, yakaladığının başına elini dokunarak tek kabak diye bağırır. Kaçılacak  ve saklanacak alan oyun öncesinden kararlaştırılır. Bazen 2-3 km.lik arazi tercih edilir.

 

Anasayfa